Şubat 2012
PzrPztSaÇaPeCuCts
1234
567891011
12131415161718
19202122232425
26272829
Son Fotoğraflar
Ödül alanlar ve konuklar birarada
Gera Kültür Derneği korosu
Toplu fotoğraf
Ana Sayfa > Etkinlik > Anlatılan Karaburun Bilim Kongresi’nin hikâyesidir
Anlatılan Karaburun Bilim Kongresi’nin hikâyesidir

(Bu yazı Haziran 2007'de yazıldı)

Esin Candan*

Dört kişi bir masanın etrafına oturup çay içiyorduk. Alsancak’ta ara sokaklarda kalan bu mekân buluşma yerimizdi. Çay içerken konuşmalar hepimizin içinde bulunduğu üniversite ve bilim sorgulaması etrafında dönmekteydi. Şikâyetlerimiz belki çok genç ve sabırsız olmamızdan, belki de heyecanımızdan yahut bir şeyler yapmak istememizden dolayıydı. İçinde bulunduğumuz üniversiteye -bilim üretme kurumlarına- kendi imkânlarımızla müdahale etmeliydik. Ama nasıl? Öncelikle aklımıza bir derleme kitap yapmak geldi, fakat bu doğru yöntem değildi. Hızlıca rafa kaldırıldı. Kongre yapma fikri böyle bir atmosferde ortaya çıktı. Peki, bizi kim ciddiye alırdı, maddi sorunları nasıl aşabilirdik? Arkadaşlarımızla konuştuk, Ankara’da ve İstanbul’da ilişkili olduğumuz hocalarımıza fikrimizi açtık. Onların bizden daha heyecanlı destekleri, kongrenin gerçekliğe kavuşmasında önemli bir yer tuttu.

Kongre konusunda neredeyse anlaşmaya varmıştık. İlk önce bu konuda bize destek olacak ve her türlü sorunumuzu paylaşabileceğimiz üniversite, bilim ve bilim insanının sorumluluğunu kendine dert edinmiş bir veya iki hocamızı kendimize çatı yapmalıydık. Aynı zamanda bu çatı bizi kardan, yağmurdan, sıcaktan korumalıydı. 2006 yılında Karaburun Bilim Kongresi’nin danışmanları İzge Günal ve Ahmet Haşim Köse bizim için bu çatı görevini gördü. Karaburun’da bir Bilim Kongresi düzenleme konusundaki düşlerimizi üniversitede okuyan ve çalışan arkadaşlarımız ile paylaştık ve artık daha kalabalıktık. Gerçekten bir kongre nasıl yapılır? Nelere ihtiyaç vardır? İzinler nasıl alınır? Kurumlarla nasıl ilişkilenilir? Bir sürü soru ve sorun yan yana gelince anlamlı kalabalığımız, işlevli kalabalığa dönüştü.

KARABURUNLA TANIŞMA

Yer neresi olmalıydı? İsyan tarihinden okuduğumuz kadarıyla Karaburun; Börklüce, Torlak Kemal ve Şeyh Bedreddin isyanı ile taçlandırılmış bir yerdi ve biz de isyan ediyorduk.14.yüzyıldaki isyan ile 21.yüzyıldaki isyan hiç aynı olur muydu? Belki biz de kendi sırça köşklerimizden bilimin toplum için yapılması gerekliliğini haykırmak, üniversitelerimize sesimizi duyurmak istiyorduk. Kongrenin yapılacağı yer olarak Karaburun fikrinin ortaya atılması karşısında yüzümüzdeki gülümseme ve gözlerimizdeki parlaklığın görülmeye değer olduğunu düşünüyorum. Şeyh Bedreddin’den el almıştık, manevi bir mirasa sahip çıkmak istiyorduk. O düşün adamıydı, biz ise olmak istiyorduk, Börklüce eylem adamıydı, biz de olmak istiyorduk.

Karaburun nasıl bir yerdi? Nazım Hikmet’in destanındaki gibi miydi? Söylentilere bakılırsa Karaburun’daki köpekler bile isyankârmış, Karaburun’un dağlarında keçiler yaşarmış. Bereketli toprağında acaba bizi de misafir edecek miydi? Güvenecek miydi yapmak istediğimize. Görmeden bilemeyiz deyip Karaburun’a gittik. Kimseye haber vermedik, içimizde yanan ateşten kadınlar, erkekler, habersizdi. Karaburun Belediye Başkanı ile gözlerimiz gözlerimize deydi; tanış çıktık. Yapmak istediğimizi anladı, her tür olanakla bize destek oldu, artık ne çok çatımız vardı. Kongre salonu Belediye düğün salonuydu ya, daha da güzeldi bu. Üniversitelerde, içeridekini dışarıya göstermeyen cam duvarlardan daha sahiciydi, ferahtı, orayı da hemen sevdik. Halk Eğitim Binası‘nı gördük, etrafında güller olan kamelyanın altında oturduk, bir çay içtik, binanın fotoğraflarını çektik.

“BİLİM VE İKTİDAR”

İlk yılın temasını “bilim ve iktidar” olarak belirlemiştik. Yaklaşık 200 tebliğ gelmiş, bilim kurulunda yer alan hocalarımız değerlendirmeleri yapmışlardı. Konuşmacılar hazırdı. Teknik desteği ise Dokuz Eylül Üniversitesi’nden, İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü ve Celal Bayar Üniversitesi’nden arkadaşlarımız aracılığıyla temin etmiştik. Kolektif çalışmanın ve birlikte terimizi silmenin saadeti ile 8-10 Eylül 2006’da ilk kongremizi gerçekleştirdik.

Türkiye’de bağımsız bir bilim kanalı olmayı hedefleyen ve ticari sponsor desteği almadan, genç araştırmacılardan oluşan Düzenleme Kurulu’nun özgür iradesiyle düzenlenen kongre, kitle örgütlerinin, yerel yönetimin ve ülkenin saygın bilim insanlarının desteğiyle uzun soluklu olacağına inandığımız yolculuğuna başlamıştı artık. Birinci kongrede yapılan tartışmalarda; bilim ve iktidar ilişkisine eleştirel katkılar sunmayı, Türkiye’deki üniversiter sistemin sorunlarına çözüm önerileri getirmeyi amaçlamıştık.

“BİLİMSEL ÜRETİM SÜRECİ”

7-9 Eylül 2007’de ikincisi yapılacak olan Karaburun Bilim Kongresi’nin temasını; “bilimsel üretim süreci: toplumsal ve kurumsal biçimleri” olarak belirledik. “Bilim ve İktidar” teması etrafında başlattığımız tartışmayı, bilimin kurumsallaşma sürecini, bunu etkileyen olguları ve tarihsel süreçleri, bilimin ekonomi politiğini ele alarak tamamlamak istiyoruz. Bu yılki kongrede başat sorular; “Tarihsel süreç içinde bilim ve siyasal iktidar ilişkileri ve bilimdeki kırılmalar nasıl konumlanmıştır?”,  “Bilim, sınıflı toplumlarda mevcut üretim ilişkilerinin yeniden üretilmesine nasıl hizmet etmektedir?”,  “Bilgi üretim süreçlerinin, bu bilginin piyasada taşıdığı değişim değerine göre biçimlendirildiği bugünkü anlayışın/ortamın/ilişkilerin dönüştürülmesi için hangi alanlarda, hangi olgulara, hangi araçlarla, nasıl müdahale edebiliriz?” çerçevesindedir.

Yüzünü Karaburun’la isyana, bilimle özgürlüğe ve genç katılımcılarıyla umuda dönen Karaburun Bilim Kongresi, “gelin birlikte tartışalım” çağrısını sokakta, kurumlarda ve üniversitedeki herkese duyurarak, katılımcıları geniş bir tartışma zeminine davet etmekte.


* Karaburun Bilim Kongresi Düzenleme Kurulu Üyesi

 

Gelen Yorumlar
Bu dökümana henüz yorum yapılmamış, aşağıdaki formdan yorumunuzu ekleyebilirsiniz.
Yorum Ekleyin
Yorum
Ad Soyadınınız
Mail
Web Sitesi
Beni hatirla
Yeni bir yorum geldiginde haber verin.
Onay Kodu

Ara
Karaburun.tk